· 

Bülent ve Rahşan Ecevit Aşkı

 Günümüzde aşkların çabuk tükendiği gerçeği ile karşı karşıyayken, onların aşkı masal kitaplarındaki gibiydi; Bülent ve Rahşan Ecevit...

 

Bu iki insan arasındaki karı-koca bağlılığının ve muhabbetinin bir ömür boyunca hep el ele, yüz yüze, göz göze devam etmesinde siyasetçiler de dahil, hepimizin öğreneceği şeyler olduğunu düşünüyorum. Otobüslerde, miting meydanlarında, sokakta, parkta, partide, konserde, seyahatlerde ve nihayet hastahane odalarında Ecevitler hep el ele idi ve birbirlerine sevgi ile bakıyorlardı. Onların siyasi kariyerleri aslında bir aşk hikâyesiydi. Bu hikâyeye hepimiz uzun yıllar boyunca şahit olduk.

 

Bülent Ecevit, hayatı boyunca yanından hiç ayırmadığı Rahşan Ecevit’le Robert College yıllarında tanışır. Rahşan Aral’la Bülent Ecevit 22 Ağustos 1946’da Çocuk Esirgeme Kurumu salonunda sade bir şekilde evlenirler.

 

Bülent Ecevit, Londra Üniversitesi'ne kaydını yaptırır. Londra Basın Ataşeliği'nde göreve başlar. İngiltere günleri ekonomik olarak sıkıntılı geçer Ecevit çiftinin. O dönemde 80 sterlin maaş alan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Hanım, maaşlarının büyük bölümünü sanat etkinliklerini izlemek için harcarlar. O dönem Londra'da sahnelenen hemen hemen bütün oyunları izlerler. Bu sanat aşkı Ecevit çiftinin bütçesini epey sarsar. Bir süre sonra yiyecek almak için para bulmakta bile zorlanmaya başlarlar. Nikah yüzüklerini satarlar ve ardında da saatlerini...İşte bu dönemde yaşanan sıkıntılar Rahşan Hanım'ın sinirlerinin bozulmasına neden olur. Bu olup bitenler Bülent Ecevit'i de etkiler. Sigara ve içkiye başlar. Ama aşkları sıkıntıların üstünden gelebilecek boyuttadır ve bu kötü günleri mazide bırakırlar...

Ardından Türkiye'ye gelirler ve siyasete atılır. Gerisini zaten biliyorsunuz... Politika ile yoğurulan hayatları Bülent Bey’in ölümüne kadar o sadelikte geçer. Bülent Ecevit, 12 Eylül darbesinden sonra bazı yazılarından dolayı 3 Aralık’ta tutuklanıp Ankara Ulucanlar Cezaevi’ne gönderildi. Rahşan Hanım iki mum aldı. Mumlardan birinin üzerinde kız çocuğu diğerinde erkek çocuğu resmi vardı. Kız çocuğu olan mumu Bülent Bey’e verdi diğerini kendi aldı ve "Yılbaşını birlikte geçirmiş gibi yapalım. Bu mumları aynı anda saat 24.00’e beş kala yakalım" dedi. O yılbaşını böylece birlikte geçirmiş gibi hissettiler.

 

Ecevit, iki ay sonra ceza evinden çıktı. Eşinin hediye ettiği mumu eve götürdü. Rahşan Hanım da kendisindeki mumu saklamıştı. İki mumu yan yana koydular. 1982'yi 1983'e bağlayan gece aynı mumları yaktılar. O yılbaşı, birlikte oldukları sürece her yılbaşı bu mumları yakacaklarına söz verdiler. Bundan sonra da, biri diğerinden önce ölecek olursa, kalanın o mumları yakmaya devam edeceğine dair sözleştiler.

 

Ecevit 5 Kasım 2006'da aramızdan ayrıldı. Rahşan Hanımın her sene bu geleneği sürdürdüğünden kimsenin hiç ama hiç şüphesi yok...

 

Beni en çok etkileyen sahne ise Bülent Ecevit'in cenaze töreninde oldu. Büyük bir kararlılıkla, 8 km uzun yol boyunca Rahşan Ecevit (83 yaşına rağmen) bir an olsun eşinin cenaze arabasının arkasından ayrılmadı...
Detaylı haber: 
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/yurek-yakan-haber-daha-4-yasindaydi-41047283

 

Yazımı Bülent Ecevit'in eşine yazdığı birçok şiirden bir tanesinin son kıtasıyla bitirmek istiyorum: "Yanımdaki sensin, yalnızlığım sen, kendimden bile uzakta, elim elindeyken.."

 

Onlar artık her gece 24'de mum ışığı eşliğinde buluşuyorlar...Bazı aşklar vardır ki, ölüm bile ayıramaz...Bunun en güzel örneği Bülent ve Rahşan Ecevit'in efsane aşkları...

 

Karaoğlanımızı tekrar saygı ve rahmetle anıyorum...

Arzu Şen

Kommentar schreiben

Kommentare: 0