· 

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü

Her yıl 5 Aralık günü Kadın Hakları Günü olarak değerlendirilir. Bugünün anlam ve önemi ise şudur; 5 Aralık 1934 senesinde "Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı" tanınan yasa çıkarılmıştır. O günden bu yana kadınlar; sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal olarak
yasa önünde erkeklere eşittir. Bu konuda bütün dünya devletlerine örnek bir ülkeyiz. Türk Kadını, seçme ve seçilme hakkına, kendisini demokrasinin beşiği sayan birçok batılı ülkeden önce kavuşmuştur.
Buradan inceleyebilirsiniz: http://www.ipu.org/wmn-e/suffrage.htm
 
Atatürk, söylemlerinden birinde çağdaşlaşmayla ilgili olarak; "Türk kadını, dünyanın en aydın, en faziletkâr ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlakta, fazilette ağır, vakur bir kadın olmalıdır" diyerek onların ulaşması gereken hedeflerini belirtmiştir.
 
İstiklal Savaşı yiğitlerinden Adile Çavuş, Mersin'de Atatürk'ü görünce eğilerek elini öpmek istemiş. Atatürk: "Türk kadınının yeri aşağılarda değil, her zaman omuzlardadır" diyerek eğilmesine izin vermemiştir. 
 
Böyle olmasına karşın Türk Kadını, kendilerine sağlanan bu hakları yeterince kullanabilmişler midir tartışılır. İçinde bulundukları kültürel fakirlik, toplumumuzda yerleşmiş bazı kötü gelenekler, geçmişten gelen din ve şeriatla ilgili yozlaştırılmış bazı kurallar, bazı saçma sapan töreler, yoksulluk ve bunun getirdiği çaresizlik, kadınlarımızın kendilerine tanınan hakları serbestçe kullanabilmelerine maalesef olanak vermemiştir. 
 
Dünyada kadınların hak ve özgürlüklerini kazanması ve koruması için yaptıkları girişimleri 1800'lü yıllarda başlamış ve çeşitli evrelerden geçerek günümüze kadar gelmiştir. Tarih boyunca yaşadıkları sorunlardan kurtulma çabasında olan kadınlar, bu süreçte ne yazık ki eski yaşadıklarından daha da büyük olumsuzluklarla karşılaşmış, haklarını aramaya kalkıştıkları için büyük baskılar altında tutulmuşlardır. 
 
Türkiye'nin büyümemesinin, gelişmesinin önündeki en büyük engel kadının ekonomik ve sosyal hayatta yer bulamaması. Birçok kadın evlenince çalışmayı bırakıyor. Türkiye'de sadece 4 kadından biri çalışıyor. Sokak, işyerleri, lokantalar tamamen erkek egemen halde. Ayrıca Türkiye genelinde her ikinci kadın şiddete maruz kalıyor ve cinayet vakaları son yıllarda artış gösteriyor. http://kadincinayetleri.org/
 
Diğer yandan, Türk Kadını, politika ve ülke yönetimine katılımda, istenilen seviyelere ulaşamasa da; giyimde, kuşamda, öğrenimde, iş hayatında ve aile içi yaşamda gösterilen gelişim, olması gereken düzeye yükselmiştir. Gerek bilimsel alanda; tıp, hukuk, bilişim, iletişim ve sanatsal alanlarda, gerekse idari kadrolarda ve üst yönetimlerde yer alan çok değerli ve başarılı kadınlarımızın varlığı mevcuttur.
 
Dün annemiz diye sarıldığımız, bugün eşimiz, yaşam arkadaşımız, sırdaşımız diye sevdiğimiz, sonra canım kızımız diye övünerek bağrımıza bastığımız "kadın"; her hakkı, hukuku ve değeriyle toplumda gereken itibarı görmelidir. Kadına tanınan haklar göreceli unsurlar değil, kalıcı, bağlayıcı ve dayanağı olan fonksiyonlar olmalıdır. Medeni ve çağdaş toplumun gereği budur. Dini ve ideolojik etkenler, kadını ikinci sınıf bir varlık olmaya itmemelidir.
Arzu Şen

Kommentar schreiben

Kommentare: 0